Bu sitedeki bilgilerin alındığı
kaynak Hakikat Kitabevi'dir



Dini sualleriniz için


Mübarek geceler ve kandiller ile ilgili sualler

Mübârek geceler ve kandiller
Cuma günü duanın kabul olunacağı saat hakkında bilgi verir misiniz?
Eklenme Tarihi:13 / 03 / 2012
Toplam Dinleme: 106
Toplam İndirme: 14
Toplam Paylaşım: 0
Adınız Soyadınız :
E-posta adresiniz :
Arkadaşınızın E-posta adresi :
Notunuz :
Dinle İndir Arkadaşına
Gönder
Facebook'da
Paylaş
Twitter'da
Paylaş

Tam Cuma vakti olur, diyenler de var. Yani her şehirde Cuma ezanı, öğle ezanı okunduktan sonra, tam Cuma iç ezan okunduğu zaman dilimi içerisinde olduğunu söyleyenler de var. Bunu söyleyenler de âlimler, [müctehid âlimler]dir. Ve müctehid âlimlerden çoğunluğu ikindi ile akşam arasıdır, bu zaman dilimidir, buyuruyorlar. Orada yapılan dua red edilmez, buyruluyor. Cuma günü sadaka verip, istiğfar okunur. Ondan sonra ikindi ile akşam arası (İslâm Ahlâkı) kitabında Cumanın adabları, edebleri, müstehabları anlatılırken, orada; ''Yâ Allah, Yâ Rahman, Yâ Rahîm, Yâ Kaviyyü, Yâ Kâdir'' duası var. İkindi namazını kıldıktan sonra bu duayı seccade üzerine oturup, istenen kadar okunur, sayı yok. Sonra arkasına dua edilir. Arkasına bir Fâtiha, üç İhlâs-ı şerîfe okunur. Başında, sonunda salevât-ı şerîfeler okunur. Sonra Peygamber efendimize (aleyhisselâm), tüm peygamberlere (aleyhimüsselâm) Eshâb-ı kirâma (aleyhimürrıdvan) ve hatırladığımız islâm âlimlerinin, evliyâların isimlerini zikredip, onların ruhlarına hediye edilir. Ondan sonra da elleri açarak; ''Ya Rabbi bunların hâtırı ve hürmetine...'' diye dua edilir.
Safer ayında bela ve musibetler yağarmış onun için dua etmek gerekirmiş Doğru mudur?
Eklenme Tarihi:04 / 02 / 2012
Toplam Dinleme: 93
Toplam İndirme: 12
Toplam Paylaşım: 0
Adınız Soyadınız :
E-posta adresiniz :
Arkadaşınızın E-posta adresi :
Notunuz :
Dinle İndir Arkadaşına
Gönder
Facebook'da
Paylaş
Twitter'da
Paylaş

Biz okumadık, görmedik. Eğer böyle bir hadis-i şerif varsa, ehl-i sünnet alimleri de yazmışsa, onun sebep ve hikmetlerini de açıklamışlardır. Hadis-i şeriflerden hüküm çıkarmak bizim gibilerin haddi değildir. Genel olarak fıkıh kitâplarında, Safer ayı bela ayıdır, diye bir şey söz konusu değildir.
Safer ayında belalar ve musibetler gelirmiş doğru mudur?
Eklenme Tarihi:06 / 01 / 2012
Toplam Dinleme: 109
Toplam İndirme: 10
Toplam Paylaşım: 0
Adınız Soyadınız :
E-posta adresiniz :
Arkadaşınızın E-posta adresi :
Notunuz :
Dinle İndir Arkadaşına
Gönder
Facebook'da
Paylaş
Twitter'da
Paylaş

Öyle bir durum söz konusu değildir. Yani kitâplarda öyle bir şey yazmamış. Safer ayında, gayr-i müslimlerden birinin memleketi, müslümanlar tarafından ele geçirilmişse, onu yerleştirmiştir. Allahü teâlâ Safer ayında da belâ ve ni'met gönderebilir, Ramazan ayında da. Ramazan ayında deprem olmaz mı, insan ölmez mi, yağmur yağmaz mı? Cenâb-ı Hakkın takdiridir. Burası imtihân yeridir. Yani, cenâb-ı Hak belli aylara tahsis etmemiş.
Televizyonda bazı kişiler kadir gecesi hariç diğer mübarek geceler sonradan uydurulmuş diyorlar. Doğru mudur?
Eklenme Tarihi:03 / 01 / 2012
Toplam Dinleme: 77
Toplam İndirme: 15
Toplam Paylaşım: 0
Adınız Soyadınız :
E-posta adresiniz :
Arkadaşınızın E-posta adresi :
Notunuz :
Dinle İndir Arkadaşına
Gönder
Facebook'da
Paylaş
Twitter'da
Paylaş

Mezhebsiz tayfasıdır. Kadir gecesini de inkâr edecekler de, Kur'ân-ı kerimde zikrediliyor. Halbuki Berât gecesi, Regâib kandili ile alâkalı kaç tane hadîs-i şerîf var. Kendi kafalarına göre yeni bir din uydurdukları için, Kur'ân-ı kerimi de ileri de saf dışı edecekler. Dolayısıyla bunlara itibâr edilmez. Mevlid kandiline, mübarek gecelere dil uzatanlar Ehl-i sünnet değildir, Muhammed aleyhisselâma düşmandırlar. Dertleri, din düşmanlığıdır.
Aşûre namâzı diye bir namâz var mıdır?
Eklenme Tarihi:05 / 12 / 2011
Toplam Dinleme: 24
Toplam İndirme: 9
Toplam Paylaşım: 0
Adınız Soyadınız :
E-posta adresiniz :
Arkadaşınızın E-posta adresi :
Notunuz :
Dinle İndir Arkadaşına
Gönder
Facebook'da
Paylaş
Twitter'da
Paylaş

Mübarek günlerde ve mübarek gecelerde, Peygamber efendimizin “aleyhissalâtü vesselâm” namâz kıldığı olmuştur. Ama fıkh kitâblarında Regâib namâzı, Mi’râc gecesi namâzı, Aşûre günü namâzı diye bir ifâde yoktur. Dolayısıyla nâfile namâzlar içerisinde Aşûre namâzı diye bir namâz yoktur.
Aşûre günü olması sebebiyle neler söylersiniz?
Eklenme Tarihi:05 / 12 / 2011
Toplam Dinleme: 21
Toplam İndirme: 11
Toplam Paylaşım: 0
Adınız Soyadınız :
E-posta adresiniz :
Arkadaşınızın E-posta adresi :
Notunuz :
Dinle İndir Arkadaşına
Gönder
Facebook'da
Paylaş
Twitter'da
Paylaş

Bugün Aşûre günüdür. Oruç tutanlar da var. Bazıları dünden başlamıştır. Muharremin onuncu günü tek olarak oruç tutmak mekrûhdur. Bugün başladı isek, yarın da tutmamız gerekir. Çünkü hadîs-i şerîfde, (Muharremin onuncu günü tek olarak oruç tutmayınız). Peygamber efendimiz “aleyhissalâtü vesselâm” Medîne-i münevvereye hicret buyurdukları zamân, Muharremin başı da, hicrî târîhin yılbaşı oldu. Aşûre gecesi geçti. Dün gece idi. Bugün de günüdür. Kıymetli bir gündür. Peygamber efendimiz “aleyhissalâtü vesselâm” Aşûre gününde oruç tutmayı, selâmlaşmayı, sadaka vermeyi, evin nafakasını çok fazla temîn etmeyi tavsiye buyumuştur. Sevâbının çok olduğu bildirilmiştir. Bugünlerde, dili ve gönlü boş bırakmamalıdır. Muharremin onuncu günü de, dünyâ târîhinde çok enteresan şeyler olmuş. Meselâ Âdem aleyhisselâmın yeryüzüne indirilmesi, tövbesinin kabûl edilmesi, hazret-i Havvâ vâlidemizle buluşması, Nûh aleyhisselâmın gemisinin Cûdî dağına inmesi, Mûsâ aleyhisselâmın Kızıldenizden geçmesi, Yûsüf aleyhisselâmın, babası Ya’kûb aleyhisselâmla buluşması, Yûsüf aleyhisselâmın kuyudan kurtulması, Eyyûb aleyhisselâmın hastalıkdan kurtulması, Îsâ aleyhisselâmın diri olarak göke kaldırılması, İdrîs aleyhisselâmın diri olarak göke kaldırılması, Yûnüs aleyhisselâmın balığın karnından kurtulması hep bugüne rastlamış. Böyle önemli bir gündür. Böyle günlerde birbirimize duâ etmemiz gerekir. Neyin hayırlı olduğunu biz bilemeyiz. Geçen sene bugünler ulaşıp da, âhirete intikâl edenleri de unutmamalı, onlara da duâ etmelidir. Bir gün gelecek, biz de Aşûre gününe rastlayamayacağız ve toprak altında olacağız. Hatta belli bir zamân dilimi geçtikten sonra unutulup gideceğiz. Onun için, cenâb-ı Hak hepimizin hakkında hayırlısını nasîb etsin. Aşûre günümüzü hayırlı ve mübarek eylesin. Cenâb-ı Hak hayırlara vesîle kılsın.
Aşûre günü alış-veriş yapmak berekete sebep olur mu?
Eklenme Tarihi:05 / 12 / 2011
Toplam Dinleme: 40
Toplam İndirme: 20
Toplam Paylaşım: 0
Adınız Soyadınız :
E-posta adresiniz :
Arkadaşınızın E-posta adresi :
Notunuz :
Dinle İndir Arkadaşına
Gönder
Facebook'da
Paylaş
Twitter'da
Paylaş

Böyle mübarek zamân dilimleri [Aşûre günü, Cum'a gecesi ve günü] içersinde o günün farklılığını belli etmek için, gusül abdesti almak, yeni veyâ en azından temiz bir şey giymek ve o gün çoluk çocuğun nafakasını artırmak gerekir. Bu şekilde kıymet ve değer verince, cenâb-ı Hak onlarda bereket yaratıyor. Ama yapılan alış-verişden değil. O güne kıymet vererek, çoluk çocuğunun nafakasını, emre ve tavsiyeye uyarak ittibâ edilirse, Allahü teâlâ da bereket ihsân eder. Yani, çoluk çocuğunun nafakasını biraz daha fazlalaştırmak. Bereket, az malın çok iş yapmasıdır. Aşûre gününde bunları yapmanın herhangi bir mahzuru olmadığı gibi, o güne kıymet ve değer vererek çoluk çocuğunun nafakasını fazla yapmak, o güne değer vermek açısından olduğu için, cenâb-ı Hak bereket ihsân eder.
Cuma gecesi ve günü ne zaman başlar?
Eklenme Tarihi:19 / 11 / 2011
Toplam Dinleme: 47
Toplam İndirme: 15
Toplam Paylaşım: 0
Adınız Soyadınız :
E-posta adresiniz :
Arkadaşınızın E-posta adresi :
Notunuz :
Dinle İndir Arkadaşına
Gönder
Facebook'da
Paylaş
Twitter'da
Paylaş

Cuma günü imsâktan sonra başlar. Güneş batana kadar günüdür. Gecesi, perşembe günü öğleden sonra başlar, perşembeyi Cumaya bağlayan gecenin imsak vaktine kadar da devam eder. Cuma gecesi de mübarek gecelerdendir. Mübarek gecelerin başlayış zamânı, bir gün öncesi olan öğle namâzından sonra başlar ve imsâk vaktine kadar devam eder, diye bildiriliyor.
Doğum gününü hicrî takvîme göre kutlamak da bir mahzur var mı?
Eklenme Tarihi:16 / 11 / 2011
Toplam Dinleme: 109
Toplam İndirme: 18
Toplam Paylaşım: 0
Adınız Soyadınız :
E-posta adresiniz :
Arkadaşınızın E-posta adresi :
Notunuz :
Dinle İndir Arkadaşına
Gönder
Facebook'da
Paylaş
Twitter'da
Paylaş

Hayır, yok. Peygamber efendimizin de “aleyhissalâtü vesselâm” doğum gününü [mevlîd kandilini], hicrî takvîme göre kutluyoruz. Milâdî takvîme göre, kutlu doğum haftası diye sonradan uydurdular, öyle bir şey yok.
Her gece ve Cum'a günü dikiş dikmekte bir mahzur var mıdır?
Eklenme Tarihi:06 / 10 / 2011
Toplam Dinleme: 54
Toplam İndirme: 37
Toplam Paylaşım: 0
Adınız Soyadınız :
E-posta adresiniz :
Arkadaşınızın E-posta adresi :
Notunuz :
Dinle İndir Arkadaşına
Gönder
Facebook'da
Paylaş
Twitter'da
Paylaş

Dînen bir mahzuru söz konusu değildir.
İslâmiyyetde uğursuzluk var mıdır?
Eklenme Tarihi:27 / 02 / 2011
Toplam Dinleme: 49
Toplam İndirme: 40
Toplam Paylaşım: 0
Adınız Soyadınız :
E-posta adresiniz :
Arkadaşınızın E-posta adresi :
Notunuz :
Dinle İndir Arkadaşına
Gönder
Facebook'da
Paylaş
Twitter'da
Paylaş

Peygamber efendimiz “aleyhissalâtü vesselâm” açıkça bildiriyor. Din-i islâmda uğursuzluk yoktur, bereketlenmek vardır. Mübarek bir kimse ile karşılaşılmıştır, mübarek bir yere gelinmiştir, bereketlenilir. Kâfir veyâ bid'at ehlinin kalbinden zulmet akar, insanları sıkmasının sebebi budur. Yoksa, uğursuzluğundan kaynaklanmıyor. Uğursuzluk yoktur, [ne günlerde, ne aylarda, ne eşyâda, ne herhangi bir şey de] Ehl-i sünnet âlimleri böyle bildirmiştir.
Safer ayında belâlar, musîbetler çok gelirmiş. Böyle bir şey var mıdır?
Eklenme Tarihi:13 / 01 / 2011
Toplam Dinleme: 63
Toplam İndirme: 43
Toplam Paylaşım: 0
Adınız Soyadınız :
E-posta adresiniz :
Arkadaşınızın E-posta adresi :
Notunuz :
Dinle İndir Arkadaşına
Gönder
Facebook'da
Paylaş
Twitter'da
Paylaş

Kitâblarda öyle bir ifâde yok. Ama öyle bir yayılmış ki. Mûteber, temel kitâbları taradık, böyle bir şey yok. Büyüklerden Safer ayında vefât edenler var. Ama o ölçü değildir. Çünkü dînimizde yas tutmak yok. Bir ayda belâ, musîbet gelmiş ise, o ay hep öyle demek değildir. Dolayısıyla mübarek olan aylar, geceler kitâblarda bildirilmiş. Meselâ bu Safer ayının arkasına Rebîul-evvel ayı geliyor. Peygamber efendimizin “aleyhissalâtü vesselâm” dünyâyı şereflendirdiği aydır. 14 şubat, mevlid gecesidir. Bundan önceki ay Muharrem ayı idi, kıymetli bir ay. Hicrî takvîmin sene başı ayıydı. Muharremin birinci günü de, ilk gecesi de mübarekdi. Aşûre günü ve gecesi mübarekdi. Dolayısıyla bu söylenenlere iltifât ve itibâr etmemelidir.
Safer ayında yapılan özel bir ibâdet var mıdır?
Eklenme Tarihi:06 / 01 / 2011
Toplam Dinleme: 61
Toplam İndirme: 37
Toplam Paylaşım: 0
Adınız Soyadınız :
E-posta adresiniz :
Arkadaşınızın E-posta adresi :
Notunuz :
Dinle İndir Arkadaşına
Gönder
Facebook'da
Paylaş
Twitter'da
Paylaş

Her zamân okunacak şeyler [vird deniyor] var. Safer ayı, Muharrem ayı gibi medh-u senâ edilmemiş. Belli bir ibâdet, Safer ayında yapılır diye de bir kayd da söz konusu değildir. Din büyüklerinden Safer ayında ibâdet eden, vefât eden olmuş. Diğer aylarda da olmuş.
Zilhicce hilâli ve Zilhicce ayı ile ilgili bilgi alabilir miyiz?
Eklenme Tarihi:06 / 11 / 2010
Toplam Dinleme: 79
Toplam İndirme: 40
Toplam Paylaşım: 0
Adınız Soyadınız :
E-posta adresiniz :
Arkadaşınızın E-posta adresi :
Notunuz :
Dinle İndir Arkadaşına
Gönder
Facebook'da
Paylaş
Twitter'da
Paylaş

Bugün, Zilkadenin son günüdür. Bu akşam Zilhicce hilâlinin görülmesi gerekiyor. Bizde de görülme ihtimâli söz konusudur. İstanbulda olsun, İstanbulun dışındakiler olsun, bugün güneş batarken, güneşin altında, küçük parmağın kalınlığında hilâli görmeye çalışmalıdır. Mecbûruz. Çünkü kurban keseceğiz. Hacca gidenlerin de haccı zâyi olmasın. Kurbanımız da telef olmasın. Hiç olmazsa, Rabbimizin emrettiği bu emre ittibâ edersek, hilâli ararsak [Zilhicce hilânini görürsek] mesele kalmaz. Kurban bayramının üç günü içerisinde rahatlıkla kurbanımızı keseriz. Yarından itibâren takvime göre [Zilhiccenin 1'i] kurban kestiğimiz ve hac ettiğimiz ay giriyor. Zilhicce ayı da çok fazîletli bir aydır. Birinden dokuzuna kadar oruç tutmak tavsiye edilmiştir. Yarından itibâren başlanır ve tutulur. Gücü yeten hepsini de tutabilir. Bu arada tesbîh (Sübhânallah), tahmîd (Elhamdü-lillah), tekbîr (Allahü ekber)i çoğaltmak [Abdest istemez. Hanımlar muayyen günlerinde Kur'ân-ı kerîm okuyamaz, ama bunları söyleyebilir] gerekir.
Burada bir kursta, (Herhangi bir işe başlanacağı zamân, çarşamba günü başlanmalı) deniyor. Böyle bir şey var mıdır?
Eklenme Tarihi:04 / 11 / 2010
Toplam Dinleme: 63
Toplam İndirme: 45
Toplam Paylaşım: 0
Adınız Soyadınız :
E-posta adresiniz :
Arkadaşınızın E-posta adresi :
Notunuz :
Dinle İndir Arkadaşına
Gönder
Facebook'da
Paylaş
Twitter'da
Paylaş

Hiçbir alâkası yok. Günlerin içerisinde Allahü teâlâ Muhammed aleyhisselâma Cum'ayı hayırlı ve mubârek kılmıştır. Cum'a günü, dünyâda da Cennetde de mü'minlerin bayramıdır. Cum'a günü hayırlı, bereketli gündür. Mûsâ aleyhisselâmın ümmetine de cumartesi gününü vermiştir. Ayrıca Peygamber efendimiz pazartesi ve perşembe günleri oruç tutarlardı. Ama çarşambanın hiçbir özelliği yok. Günlerde, aylarda, eşyada, sayılarda, dînimizde uğursuzluk yoktur.
Safer ayında okunacak selâm âyetleri varmış. Böyle bir şey var mıdır?
Eklenme Tarihi:27 / 10 / 2010
Toplam Dinleme: 54
Toplam İndirme: 41
Toplam Paylaşım: 0
Adınız Soyadınız :
E-posta adresiniz :
Arkadaşınızın E-posta adresi :
Notunuz :
Dinle İndir Arkadaşına
Gönder
Facebook'da
Paylaş
Twitter'da
Paylaş

Biz, fıkıh kitâplarında böyle bir şeye rastlamadık. Eğer, Ehl-i sünnet âlimlerinden birisi [öyle kendini âlim zannedenin değil] yazmışsa, başımızın, gözümüzün üstünde yeri var. Kendi kafasına göre yazanlara itibâr edilmez. Biz temel fıkıh kitâplarında görmedik.
Şevvâl ayında tutulan oruçları nasıl tutmak lâzımdır?
Eklenme Tarihi:11 / 09 / 2010
Toplam Dinleme: 86
Toplam İndirme: 40
Toplam Paylaşım: 0
Adınız Soyadınız :
E-posta adresiniz :
Arkadaşınızın E-posta adresi :
Notunuz :
Dinle İndir Arkadaşına
Gönder
Facebook'da
Paylaş
Twitter'da
Paylaş

Allahü teâlâ kendisine îmân eden kullarına, Muhammed aleyhisselâmın ümmetine, Ramazân ayında bir ay oruç tutmayı farz kılmışdır. Bunun dışında vâcib oruçlar var. Meselâ bir kimse adakda bulunmuştur, bunu yerine getirmesi vâcibdir. Yemîn keffâreti için yerine getirmesi vâcibdir, buyruluyor. Vâcib olanlar var, nâfile olanlar var, Allah rızâsı için olanlar var, mekrûh olanlar var. Meselâ cumartesi günü tek olarak oruç tutmak mekrûhdur. Cum'a günü tek olarak oruç tutmak da mekrûh olarak geçiyor. Bir de harâm olanlar var, senenin içinde beş gündür, buyruluyor: Birincisi bu Ramazân-ı şerîf bayramının ilk günü, yani Şevvâlin birinci günü tek olarak oruç tutmak harâm. Bir de Zil-hicce ayının [yani kurban kestiğimiz, haccın emredildiği ay olan] on, onbir, oniki, onüçüncü günleri, oruç tutmak harâmdır. Ramazân-ı şerîfin birinci günü geçince, hemen ikinci gününden itibâren oruç tutmak câizdir. Meselâ üçüncü gününde oruç tutulur. Şevvâl ayının üçündeyiz. Bugünden sonra da tutabiliriz. Hatta birinci günden sonra da tutabiliriz. Ramazân-ı şerîf ayından sonraki ayın ismi Şevvâldir. Şevvâlden sonra gelecek ayın ismi Zil-ka’dedir. Zil-ka’deden sonra gelecek ay da, kurban kestiğimiz ve hac ettiğimiz ayın ismi olan Zil-hiccedir. Bir ay orç tuttuk. Cenâb-ı Hak bire on sevâb verir, buyruluyor. Üçyüz ediyor. Altı gün de Şevvâl ayında tutulursa, bire on da öyle verir. Altmış da burdan, üçyüzaltmış. Böylece zahîren otuzaltı gün oruç tuttuk, ama senenin tamamını oruç tutmuş gibi, [bu ümmete mahsûs olarak] cenâb- Hak sevâb verir. Şevvâl ayında bir kimse, ister yemîn keffâreti olarak oruç tutsun, ister adak borçları varsa onu tutsun [altı gün tutmuş olsa] , Şevvâl ayında tutulan orucun sevâbına kavuşur. Çünkü bu ayda oruç tutuldu. Buna ister Allah rızâsı densin, ister yemîn keffâreti densin, ister vâcib olan adak orucu densin, ister hanımların muayyen zamanında tuttukları kaza orucu densin veyâ seferde tutamadığı oruçları kaza eden kimse için kazaya densin. Netice itibâriyle Şevvâl ayında orucu tutunca, Şevvâl ayına mahsûs olan o sevâba kavuşur. Namâzda da bu böyle. Meselâ kaza namâzları kılarken, önemli olan buyuruyor, Muhammed Sâdık Efendi, (Öğle namâzının dört rek'at farzından önce dört rek'at namâz kılmak ve farzından sonra iki veyâ dört rek'at namaz kılmak sünnetdir). Dolayısıyla buyuruyor ki o zât, öğle namazının farzından önce bir kimse dört rek'at namâz kılsa, ister bunu Allah rızâsı için de, ister öğle namâzının ilk sünneti de, ister ilk kazaya kalmış öğlen namâzının farzı de, ne niyyet edersen et. Orada dört rek'at namâz kılınca o sünnet yerine geliyor. Şevvâl ayında da, ister kaza orucu diye niyyet, ister vâcib olan adak orucu diye niyyet et. İster yemîn keffâreti diye niyyet et, ister Allah rızâsı için diye niyyet et. Bu ayda oruç tutunca, mesele bitiyor. Yalnız yine şunu hâtırlatmakta fayda var: Peygamber efendimizin “aleyhissalâtü vesselâm” bir hadîs-i şerîfte tavsiyeleri, hatta talîmâtları [o hadîs-i şerîfde çünkü Ehl-i sünnet âlimleri öyle bildiriyorlar], (Hilâli görünce oruca başlayınız, ve hilâli görünce bayram ediniz) buyruluyor. Dolayısıyla Ramazân-ı şerîfin başlaması ve bitmesi hilâlledir. Hilâli gözetleyenler var. Biz de senelerdir gözetliyoruz, ama tek başına, ferdî olarak gözetlememiz bizi bağlar, herkesi değil. Dolayısıyla takvîmlere önceden yazılıyor, her ülke yazıyor. Hesâblar meçhûl değil, ama hesâb edilen günde doğmayabiliyor. Ya hesâb edilen gündür veyâ birgün sonradır, buyruluyor. Çünkü orada dînin emri, (Hilâli gör oruca başla, hilâli gör bayram et!)buyruluyor. Dolayısıyla biz takvîme göre başlıyoruz. Dünyânın her tarafındaki müslümânlar da böyle yapıyorlar. Bunun için de fıkh kitâplarında islâm âlimleri, “Allahü teâlâ şefâatlerine nâil eylesin!” o kadar keskin görüşlülermiş ki, asırlar sonra meydana gelecek hâdiselerin hepsini, sanki o gün yaşıyormuş gibi hepsini görmüşler ve o hükümleri de bildirmişler. Buyruluyor ki, (Eğer hilâli görerek Ramazân-ı şerîf başlanmamış ve hilâli görerek bayram edilmemiş ise, [yani hesâbla başlanarak, hesâba güvenilerek] böyle zamanlarda oruca, Ramazan-ı şerîfe bu şekilde başlanıldığı zaman dilimlerinde, bir girişi için bir de çıkışı için Ramazân-ı şerîfden sonra iki gün oruç tutmalıdır) buyruluyor. Yani girişi hilâli görerek değildi. Çıkışı da hilâli görerek olmadığı için yanlışlık olabilir, ihtiyâten buyruluyor. Başı için ve sonu için, Şevvâl ayında oruç tutacaklar, hiç olmazsa altı gün tutacaksa ikisini borcu yoksa, (Niyyet ettim en son kazaya kalan orucumu tutmaya). Hepsini öyle niyyet etsek de hiçbir mahzûru yok. Birşey olmaz. Dolayısıyla bu ayda, Şevvâl ayında altı gün orucu, [peşpeşede tutulabilir, bir mahzuru yok]. Meselâ diyelim ki, bayramın üçüncü gününü bitirdikten sonra, başlanıp birden altı gününü çıkarsak [bir hafta içersinde] bir mahzuru yok. Pazartesi, perşembe günleri tutsak da olur. Sadece cumartesi tek olmaz. Cumartesi, pazar tutulsa olur. Hepsini birden tutma şartı söz konusu değildir. Tutmak lâzım değil, emir değildir. Ama çok tavsiye edilmişdir. Çünkü farz değil, onu yanlış anlamamalıdır. Bir de meselâ, kazaya kalan oruçlar zaten tutulacak, bu Şevvâl ayında tutuvermelidir. Böylece Şevvâl ayındaki o tavsiye edilen sevâblara kavuşulmuş olur. Namâzın kazası olduğu gibi, orucun kazası olduğu gibi; zekâtın kazası, kesmediğimiz kurbanların kazası olduğu gibi; sadaka- i fıtrın da kazası var. Yani sadaka-i fıtrın Ramazân-ı şerîf ayında verilmesi lâzımdı. [Bayram namazına kadar]. Zaman dilimi bitti, [unutuldu]. Bayramdan sonra, meselâ bayramın üçüncü günü hâtırlandı, gidip verilebilir. Ama şunu unutmamak lâzım, bir kimse vaktinde, namâz vakti girip de, abdest alıp da namazını kılmış olsa, onun kazandığı bir ecir var. Namâzın son vaktinde kıldığı zaman da bir ecir, ücret var. Bir de namâz vakti çıktıysa... Günâha girdi. Tövbe istigfâr etmesi, yalvarması lâzım. Ramazân-ı şerîf ayı içinde verenle, sonraki veren elbette ki aynı değil. Yine de vermeli, ama tövbe istigfâr etmeli. Unuttuysa, o da dînen özürdür. Zaten müslümân bilerek vermemezlik edemez, unutmuştur. Ramazân-ı şerîfin bereketi ile iyilik yapabiliyorduk. Ramazân-ı şerîfde kazanılan o güzel şeyler gidiyor. Sadece Ramazân ayına mahsûs bir aylık müslümânlık olmaktan çıkarıp, hayata yayılabilir. Ehl-i sünnet âlimlerinin hayatları ve kitâbları okunrsa bağlantı devâm eder. Yani râbıta devâm eder. Rûh beslenir ve bedene o hükmeder. Ama nefs beslenirse o kuvvetlenir ve hükmeder. Dolayısıyla Ramazân-ı şerîf ayı içerisinde elde ettiğimiz o kazanımları devâm ettirmemiz mümkündür. Âhir zamân da olsa. Bu, zamânla alâkalı değildir, insanların bozulması ile alâkalı bir hâdisedir. Bozulan insanların değil, bozulmayanların arasında kalmaya çalışmalıdır.
Bayram günlerinde müslümânlar neler yapmalıdır?
Eklenme Tarihi:10 / 09 / 2010
Toplam Dinleme: 106
Toplam İndirme: 78
Toplam Paylaşım: 0
Adınız Soyadınız :
E-posta adresiniz :
Arkadaşınızın E-posta adresi :
Notunuz :
Dinle İndir Arkadaşına
Gönder
Facebook'da
Paylaş
Twitter'da
Paylaş

Cenâb-ı Hakkın kullarına ihsânı. Bir emri yerine getirmenin akabinde, kullarının o sevinçlerini maddî şeylerle de değerlendirdikleri gibi, bunu kendi aralarında paylaşmaları gerekir. Bazı [maddî] şeyler vardır, paylaşıldıkça azalır. Zahîren öyle. Ama bazı şeyler vardır, meselâ sevgiyi paylaştıkça artar. Dertleri, kederleri paylaştığınız zamân da azalır. Ramazân-ı şerîfde bir sevincimiz var. Bunu paylaşmamız gerekir. Önce yakınlarımızla paylaşacağız. Birinci gün zaten ziyâretler yapmışızdır, telefon etmişizdir. Ulaşamadıysak ikinci gün de zorlayacağız. Ama uzaktaysak telefonla arayacağız. Bugün imkânlar biraz daha geniş. Anne baba eğer hayatta ise, onların rızâsını almak için elden gelen gayreti sarf etmeli. Uzaktalarsa, yanlarına gitme imkânı varsa, gitmek için gayret sarf etmeli. Gidilemiyorsa telefon etmeli, gönülleri alınmalı, duâları alınmalıdır. Yani ne yapıp yapıp bu işi tatlılığa bağlamalıdır. Sonra diğer yakınlar ziyâret edilmeli, gönülleri alınmalıdır. Vefât ettiler ise, kabirleri ziyâret edilir. Bir Fâtiha, onbir İhlâs okunur. Eğer gidilme imkânı söz konusu değil ise, bayramda çocuklar sevindirilir, bir Fâtiha, onbir İhlâs okunur veyâhud da yiyecek ikrâm edilir. Bunlardan hâsıl olan sevâb, yakınlardan vefât eden kimse onlara hediye edilir. Dolayısıyla sevâb gidince onlar da bu işten habedâr olurlar. Ne kadar çok sevâb giderse, onların da sevinçleri artar. Bayram sebebi ile din büyüklerinin kabirleri de ziyâret edilebilir. Çünkü onların manevî atmosferine girince onların kalblerindeki nûr, bizim kalbimize de intikal eder. Dolayısıyla bizde bir rahatlama meydana gelir, huzûr, sürûr gelir. Onlar da sevinir, biz de. Onları da ihmâl etmemelidir. Bayram günleri bir vesîledir. Küs olanlar, ne yapıp edip mutlaka barışmanın yollarını aramalıdır. Büyük ve küçük dememeli, yaşça küçük olsa da gidip helâlleşmeli, bayramlaşmalıdır. Kim önce giderse, kim önce davranırsa kazançlı olan o olur. Çünkü Peygamber efendimizin “aleyhissalâtü vesselâm” bir hadîs-i şerîfleri var. Üç güne kadar, buyruluyor. Yani üç güne kadar insan yapısı, psikolojisi itibâriyle dînimiz izin vermiştir. Üç günden sonra günâh olur, buyruluyor. Kim önce gider barışırsa, öbürüsünü geçmiş olur. Karşı taraf barışmazsa, günâh oraya âid olur. Bu vesîle ile küsler de barışmış olur, inşâallahü teâlâ.
Müslüman niçin bayram yapar?
Eklenme Tarihi:09 / 09 / 2010
Toplam Dinleme: 78
Toplam İndirme: 104
Toplam Paylaşım: 0
Adınız Soyadınız :
E-posta adresiniz :
Arkadaşınızın E-posta adresi :
Notunuz :
Dinle İndir Arkadaşına
Gönder
Facebook'da
Paylaş
Twitter'da
Paylaş

Müslümân, Ramazân-ı şerîf ayı bittiği için veyâhud da oruçtan kurtulduğu için bayram yapmaz. Ramazân-ı şerîf ayı içersinde cenâb-ı Hak mü'minlere, kendisine îmân eden kullarına oruç tutmayı emir buyurmuştur. Böyle bir emri almakla şereflenen kulları, bu emri kazasız, belâsız yerine getirdikleri, bu emirle şereflendikleri, bu emri îfâ ettikleri için sevinmekteler. Sevincimiz bundan kaynaklanmaktadır. Yapmış olduğumuz ibâdetin de, cenâb-ı Hak indinde kabûl olma ihtimâlinin [tabiî, cenâb-ı Hakka hüsn-i zan etmek lâzım, öyle buyruluyor.] fazla oluşu bizi sevince gark etmektedir. Yeme-içme serbest olduğu için insan gayr-i ihtiyârî seviniyor. Ama, ben Ramazân-ı şerîfden kurtuldum diye sevinmiyor. Müslümânın öyle düşünmesi mümkün değildir. Bayramlar insanların sevinç zamânlarıdır. Zaten müslümânların iki ana bayramı var: Bu, Ramazân bayramı ve kurban bayramıdır. Elbette ki bu günlerde sevinçli, neşeli olacak. Bayramların sürûr günleri olduğunu Peygamber efendimiz “aleyhissalâtü vesselâm” da bildiriyorlar. Bayram günü, sabah namâzına câmi'ye erkenden mü'minler giderken, [Allahü teâlâ zaten kullarının o şekilde ibâdete gittiklerini biliyor.] Allahü teâlâ meleklere sorarmış: (Vazîfesini îfâ eden, işini tamam edenin karşılığı ne olur?) Melekler derler ki, Yâ Rabbî, ona ücret vermek. O zamân Allahü teâlâ buyururmuş ki, (Sizler şâhid olun, Ben de, habîbimin ümmeti bu ayda oruç tuttu, onların oruçlarını kabûl ettim ve onları Ben magfiret ettim). Aslında bir kimsenin sıhhati yerinde ise, o kimse için bayramdır. Şu anda bayramın birinci günündeyiz, ama hasta olan veyâhud da sekerât-ül-mevt hâlinde bulunanlar var. Bir uzvunu kaybetmiş olup da, onun ızdırâbını çekenler var. Dolayısıyla sağlıklı olmak bir kimse için bayramdır. Cenâb-ı Hak dünyâda herkesi bir şekilde imtihân ediyor. Elbette ki, sıkıntımız, hastalığımız, derdimiz olacak. İşte İslâm âlimleri buyuruyorlar ki, bir kimse sağlıklı ise o, onun için bayramdır. Sonra, sevdikleri kimse ile berâberse o kimse için bayramdır. Gün gelecek onları kaybedecek. Demek ki, bayram belli şeylerle sınırlı değildir. Bir kimsenin itikâdı düzgün ise, beş vakit namâzını kılabiliyorsa, orucunu tutabiliyorsa, harâmlardan sakınabiliyorsa, bu kimse için bu bayramdır. Doğru itikâda, doğru bilgilere sâhib olmak, doğru itikâda sâhib olan kimselerle berâber olmak, onları sevebilmek nimetdir, bayramdır. Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâpları devâmlı sûretle okunursa, insanın hâtırına bunlar gelir. Allahü teâlânın verdiği nimetlere şükr etmeli. Cenâb-ı Hak bayramımızı hayrlı ve mubârek eylesin. Cenâb- Hak, nice nice bayramlara kavuşmamızı nasîb etsin. Ama bir tek şartla: Kadir ve kıymet bilerek, elimizdeki imkânların da kıymetini anlayarak idrâk etmemizi nasîb ve müyesser eylesin, inşâallahü teâla.
Devr-i salı diye birşey var mı?
Eklenme Tarihi:14 / 07 / 2010
Toplam Dinleme: 54
Toplam İndirme: 42
Toplam Paylaşım: 0
Adınız Soyadınız :
E-posta adresiniz :
Arkadaşınızın E-posta adresi :
Notunuz :
Dinle İndir Arkadaşına
Gönder
Facebook'da
Paylaş
Twitter'da
Paylaş

Böyle bir şey yoktur.
Üç aylar tesbîhi diye birşey var mıdır?
Eklenme Tarihi:14 / 06 / 2010
Toplam Dinleme: 88
Toplam İndirme: 89
Toplam Paylaşım: 0
Adınız Soyadınız :
E-posta adresiniz :
Arkadaşınızın E-posta adresi :
Notunuz :
Dinle İndir Arkadaşına
Gönder
Facebook'da
Paylaş
Twitter'da
Paylaş

Hepimiz için öncelikle lâzım olan istiğfardır. Ehl-i sünnet âlimleri kalb mütehassıslarıdır. Öncelik sıralarını bildirmişlerdir. Önce, doğru bir îmân (İtikâdı bozuksa istediği kadar kelime-i tevhîd söylesin, bir kıymet ifâde etmez). Sonra farzları, vâcibleri, sünnetleri, harâmları, mekrûhları, müfsidleri öğreneceğiz. Farzları, vâcibleri, sünnetleri sırası ile yerine getirip; harâmlardan, mekrûhlardan, müfsidlerden sakınacağız. Namaz borcumuz varsa onları edâ edeceğiz. Oruç, zekât... borcumuz varsa bunları ödeyeceğiz. Üç aylar tesbîhi çekileceğine, oturup (Tam İlmihâl Se'âdet-i Ebediyye) kitâbı okunursa, daha kıymetli bir ibâdet yapılmış olur. Çünki kendimize lâzım olan bilgileri öğreneceğiz. Bunları öğrenmek farzdır, o tesbihâtları söylemek ise nâfiledir.
Hıdırelles günü, bazı yerlerde mubârek sanılıyor, bilgi verir misiniz?
Eklenme Tarihi:06 / 05 / 2010
Toplam Dinleme: 115
Toplam İndirme: 66
Toplam Paylaşım: 0
Adınız Soyadınız :
E-posta adresiniz :
Arkadaşınızın E-posta adresi :
Notunuz :
Dinle İndir Arkadaşına
Gönder
Facebook'da
Paylaş
Twitter'da
Paylaş

Allahü teâlâ ne rûmî, ne mîlâdî takvimde mubârek gün yaratmamıştır. Hicrî takvimde yaratmıştır. Dolayısıyla hıdırelles, tamamen bizimle alâkası olmayan bir şeydir. Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâblarında bildirmediği bir şeye kat’îyyen itibâr edilmez.
Bugün Terviye günü, bununla ilgili neler söylersiniz?
Eklenme Tarihi:07 / 02 / 2010
Toplam Dinleme: 95
Toplam İndirme: 54
Toplam Paylaşım: 0
Adınız Soyadınız :
E-posta adresiniz :
Arkadaşınızın E-posta adresi :
Notunuz :
Dinle İndir Arkadaşına
Gönder
Facebook'da
Paylaş
Twitter'da
Paylaş

Zilhiccenin 8. günü Terviye, 9. günü Arefe günü, 10. gün de kurban bayramının ilk günüdür. Arefe günü sabah namazından itibâren teşrîk tekbîrleri başlıyor. Senede bir defa geldiği için unutulabilir. Zilhiccenin ilk 9 günü, bayramın 1. 2. ve 3. günleri hep medh-u senâ edilmiştir. Ama bu ilk 9 gününde yapılan ibâdetler çok sevâbdır buyuruluyor. Terviye günü hakkında kitâblarda bilgi verilirken de, İsmail aleyhisselâmın kurban edilme durumu söz konusuydu. İbrâhim aleyhisselâm, o günü düşünceli, tefekkür ederek geçirmişti. Bu sebepten dolayı bu güne Terviye denir. Terviye günü akşamdan itibâren hacılar Arafâta doğru yola çıkabilirler. Veyâhudda sabahleyin de Mekke-i mükerremeden Arafâta yola çıkabilirler. Kıymetli bir gündür. Arefe gününden önceki bir gündür. Hadîs-i şerîflerde de medh-u senâ edilmiştir. Oruç tutanlar, önceden de başladılarsa tutmaya devam ediyorlardır, çünkü mübarek bir gün. Zaten son günü, Arefe günü kalmıştır. Bu güne kadar tutamayanların, sadece Arefe günü tutmasının da hiçbir mahzuru yoktur. Yarın da Arefe olması sebebiyle, Arefe günü 1000 İhlâs okuyanın yaptığı duanın kabul olacağı bildirilmiştir. Bu günler de tesbîh, tahmîd, tehlîl, kelime-i tenzîh, istiğfar, lâ havle... bunları çoğaltmalıdır. İmkânımız varsa sadaka vermelidir.
Cemazil-ahir ayına girdik, üç aylar yaklaşıyor, neler söylersiniz?
Eklenme Tarihi:07 / 02 / 2010
Toplam Dinleme: 68
Toplam İndirme: 51
Toplam Paylaşım: 0
Adınız Soyadınız :
E-posta adresiniz :
Arkadaşınızın E-posta adresi :
Notunuz :
Dinle İndir Arkadaşına
Gönder
Facebook'da
Paylaş
Twitter'da
Paylaş
Hicri kameri sene ile hicri şemsi sene arasında ne fark var?
Eklenme Tarihi:07 / 02 / 2010
Toplam Dinleme: 68
Toplam İndirme: 55
Toplam Paylaşım: 0
Adınız Soyadınız :
E-posta adresiniz :
Arkadaşınızın E-posta adresi :
Notunuz :
Dinle İndir Arkadaşına
Gönder
Facebook'da
Paylaş
Twitter'da
Paylaş
Hıdırellez günü, bazı yerlerde mübarek sanılıyor, bilgi verir misiniz?
Eklenme Tarihi:07 / 02 / 2010
Toplam Dinleme: 174
Toplam İndirme: 88
Toplam Paylaşım: 0
Adınız Soyadınız :
E-posta adresiniz :
Arkadaşınızın E-posta adresi :
Notunuz :
Dinle İndir Arkadaşına
Gönder
Facebook'da
Paylaş
Twitter'da
Paylaş

Allahü teâlâ ne rûmî, ne mîlâdî takvimde mubârek gün yaratmamıştır. Hicrî takvimde yaratmıştır. Dolayısıyla hıdırellez, tamamen bizimle alâkası olmayan bir şeydir. Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâblarında bildirmediği bir şeye kat’îyyen itibâr edilmez.
Kutlu doğum haftası diye birşey var mıdır?
Eklenme Tarihi:07 / 02 / 2010
Toplam Dinleme: 88
Toplam İndirme: 54
Toplam Paylaşım: 0
Adınız Soyadınız :
E-posta adresiniz :
Arkadaşınızın E-posta adresi :
Notunuz :
Dinle İndir Arkadaşına
Gönder
Facebook'da
Paylaş
Twitter'da
Paylaş
Mübarek geceler için, bunlar sonradan uydurulmuştur diyorlar, bu konuda bilgi verir misiniz?
Eklenme Tarihi:07 / 02 / 2010
Toplam Dinleme: 73
Toplam İndirme: 57
Toplam Paylaşım: 0
Adınız Soyadınız :
E-posta adresiniz :
Arkadaşınızın E-posta adresi :
Notunuz :
Dinle İndir Arkadaşına
Gönder
Facebook'da
Paylaş
Twitter'da
Paylaş
Muharrem ayının biri ile onu arasında kılınacak bir namazdan bahsediliyor, bilgi verir misiniz?
Eklenme Tarihi:07 / 02 / 2010
Toplam Dinleme: 65
Toplam İndirme: 41
Toplam Paylaşım: 0
Adınız Soyadınız :
E-posta adresiniz :
Arkadaşınızın E-posta adresi :
Notunuz :
Dinle İndir Arkadaşına
Gönder
Facebook'da
Paylaş
Twitter'da
Paylaş
Peygamber efendimizi 20 Nisanda hatırlamanın mahsuru var mıdır?
Eklenme Tarihi:07 / 02 / 2010
Toplam Dinleme: 92
Toplam İndirme: 50
Toplam Paylaşım: 0
Adınız Soyadınız :
E-posta adresiniz :
Arkadaşınızın E-posta adresi :
Notunuz :
Dinle İndir Arkadaşına
Gönder
Facebook'da
Paylaş
Twitter'da
Paylaş
Doğum günü kutlamanın mahzuru var mıdır?
Eklenme Tarihi:07 / 02 / 2010
Toplam Dinleme: 75
Toplam İndirme: 81
Toplam Paylaşım: 0
Adınız Soyadınız :
E-posta adresiniz :
Arkadaşınızın E-posta adresi :
Notunuz :
Dinle İndir Arkadaşına
Gönder
Facebook'da
Paylaş
Twitter'da
Paylaş

Herhangi bir mahzuru yoktur. Doğum günü zaten hıristiyanlara bizden geçmiştir. Ama mum yakmak, üflemek, haram şeyler sokuşturmak bizde yoktur. Normal şekilde çay, pasta ikram edilir.

Ziyaretçi Defteri | İletişim | Lüzumlu Linkler

İslam ve Toplum(2008 - 2012) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriğinde yayınlanan her türlü yazıdan, görüntülü ve/veya sesli kayıttan Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, bu sitedeki bilgiler link olarak verilebilir, internette paylaşılabilir, ancak eser (telif hakkı) sahibinin izni olmaksızın basılı eser haline getirilemez.


www.huzurpinari.com | www.sevgilipeygamberim.com | www.serenityfountain.org | www.cocukpinari.com
free web counter